Mücevher Tasarımı

BİZANS’ TA KÜPE SANATI

 Bizanslılarda yüzük, bir soyluluk ve güç simgesi olmuştur. Bu takı türü Bizanslı kadınların belki de en sevdikleri takı türüdür; küpelerde Roma küpelerinin formlarının devam ettirildiği gözlemlenir. Bizanslılara göre birine yüzüğünü vermek, ona kendi imzasını kullanma yetkisini verme anlamına gelir. Bizans yüzükleri bir halka ve üzerine tutturulan yuvarlak, kare, oval, dilimli veya çokgen bir kaş kısmından meydana gelir.

Zamanla değişik tipler yaratılmış olmasına rağmen, bazı formların pek de değişmediği gözlenmektedir. Küpe formları içinde en eski tip olan halka küpeler, 4. Yüzyıldan 15. Yüzyıl ortalarına kadar yaygın olarak kullanılmıştır.

Altın, gümüş ve bronzdan yapılmış, farklı büyüklüklerdeki halkalara metal kürecik veya boncuk geçirilmiştir.

7.yy – 8.yy

Özellikle Erken Bizans döneminde yaygın olan sarkaçlı küpeler genellikle bir halka ve sarkaç bölümünden meydana gelir. Sarkaç, zincir, boncuk ya da taş kakmadan oluşur.

6. yy – 7. yy sonu

Orta Bizans dönemine ait iki tanınmış resim bize o dönemin takıları hakkında bilgi verir. Biri 12. Yüzyılın sonlarında Yunanistan Kastoria’da bulunan Hagioi Anargyroi kilisesinde bulunan fresko,

bağışlayıcı Theodoros Lemniotesin karısı Anna Radine bu freskoda yer almaktadır, Radine’in kulaklarında gövdesi hilal biçimli altın küpeler gözükür. Hagioi Anargyroi’deki freskoda bulunan aynı tipteki altın küpeleri, bu sefer Bulgaristan’da Sofya’nın yakınındaki SS Nicholas ve Panteleimon kilisesinde Sebastokrator Kalojan’ın karısının portresinde de rastlıyoruz.

MÖ 2000’li yılların ortasında beliren hilal şeklindeki küpeler hakkında arabrtısız şunu söyleyebiliriz; bu form Roma’dan Bizans’a, Bizans’tan İslam ve Slav ülkelerine geçmiştir, orta Bizans dönemine ait kurtulan bir çok örnekten anlaşılacağı gibi bu küpeler orta Bizans döneminin en popüler şekliydiler. Aristokratların kullandığı altın ve gümüş kullanımının dışında, bakır ve ince bronz kaplama örneklerine de rastlanırdı bu şekilde daha düşük sosyal statüse sahip insanların alım gücü sağlanıyordu.

Atina’daki Kanellopoulos Müze’sinde bulunan tek altın küpe;

ve Washington Dumbarton Oaks koleksiyonunda bulunan çift küpe hilal şeklindeki küpelerin;

karakteristik özelliklerini yansıtmaktadır.

Hilal biçimli altın küpelerin düğün armağanı olarak gelinlere verildiği bir çok kaynakta belirtilmiştir. Bu küpelerin yaygın olarak 7.-8. yüzyıllarda başkentteki atölyelerde üretilmiş olabileceği mümkündür. Hilal formu, Anadolu ve Yakındoğu’da Artemis, Astarte gibi ana tanrıça kültlerinin simgesidir. Amuletik anlamları da (kötülükleri uzaklaştırdığına, uğur getirdiğine, hastalıkları iyileştirdiği gibi…) vardır. Bu bağlamda Bizans’ta yeniden ortaya çıkması ve bunların düğün armağanı olarak gelinlere verilmesi, Hristiyanlık bünyesinde sürdürülen bir ana tanrıça geleneği olabileceği düşündürmektedir.

Ajur tekniğiyle yapılmış hilal biçimli küpelerde sık sık hayat ağacının yanında kanatlarını aşmış tavus kuşu, bereket boynuzu ve bitki motifleri kullanılmış.

 

Yassı hilal formlu küpelerin bir diğer grubunu gümüş ve bronzdan nadir olarak da altından yapılmış granüle ve filigre tekniğindeki küpeler oluşturur. Bu türde yapılmış küpeler özellikle 7.-12. yüzyıllar arasında halk arasında yaygın biçimde kullanılmıştır.

Nihan ATAKAN