Art Deco

Art Deco, 1925 yılında Paris, Fransa’da düzenlenen Dünya Fuarının bir sonucu olarak ortaya çıkmış bir tarzdır. Adını Exposition Internationale des Arts et Décoratifs Industriels Modernes’ in (Modern Endüstriyel ve Dekoratif Sanatlar Uluslararası Fuarı) kısaltmasından aldı.

Birinci Dünya Savaşından sonraki bu dönemde ekonomik ve sosyal baskılar altındaki insanlara, yenilikçi bir tasarım stiline ve temiz, sıkı bir görünüme sahip Art Deco yeni bir ruh getirdi ve jazz ve makine çağı olan bu dönemden yaklaşık 1930’ların ortalarında kadar popüler kaldı.

Art nouveau’nun hemen ardından gelen bu akım, ondan farklı olarak el emeğine değil, sanayiye dayalıdır. Desenleri geometriktir. Ancak Art nouveau’da olduğu gibi gotik süsleme öğelerinden de yararlanıldı. Art Deco, Modern Hareket’i biçimsel olarak kabul eder, ancak onun kuramsal derinliği ile ilgilenmez. Bununla beraber içerikleri arasında başka kaynaklar da bulunur;  Mısır, Latin Amerika Antikite’sinin sanat ve kültürüne duyulan yoğun ilgi ve bu kültürlerin yapıtları; Maya sanatı, motifleri, mimarlığı; 20.yüzyıl öncesi İngiliz mimarlığına ait üsluplardan, Doğu kaynaklı motif ve ürünlere kadar her türden egzotizm.. Afrika, Kübizm, Fütürizm, makine ve grafik tasarım diğer etkilendiği alanlardı.1930’lardan sonra  F.L.Wright’in ve uluslararasi üslubun öncüsü olan mimarların, mimariyi süsten ayırmak istemeleri ve süslemeyi değil işlevselliği savunmalarıyla son bulmuş; fakat 1960’lı yıllarda “art deco revival” adı altında yeniden itibar görmeye başlamıştır.

Art deco’nun ilk büyük örneğinin Eliel Saarinen’in Helsinki Garı olduğu öne sürülür. Ankara Tren Garı, Chrysler Binası, Rockefeller Center, Empire State Binası ve Streamline, Art Deco’nun mimarideki en bilinen ve en görkemli eserleridir.

Art Deco bütün tasarım alanlarını etkiledi. Giyim, mimari, otomobil ve tabii ki mücevher.. Göz kamaştırıcı, cesaretli, güçlü ve zıt renkli takılar mercan ve firuze gibi yarı değerli taşlarla süslenerek farklı bir mücevher çizgisi yarattılar. Muhtemelen dönemin şartları sebebiyle değerli taşlar dışında taklit taşlara ve bakalit gibi malzemelere sıkça rastlanmaktadır. Plastik, krom, çelik, yakut, altın, inci, platin, mercan, yeşim, oniks ve lâcivert taşı gibi opak taşlar kullanıldı. Kostüm takıları daha popüler oldu. Dönemin çeşitli mücevherleri arasında en dikkati çekenler, 1920’lerde moda olan kısa kesimli saçları süsleyen sallantılı ve yapay elmas küpelerdi. Bunu sonraları üst kola takılan bilezik ve halkalar tamamladı. Yeni yeni kabul gören dekolteler, sırtı süsleyen göz alıcı pandantifler, çiçek formları, çoğunlukla çift olarak kullanılan klipsler hayli ilgi gördü. Öyle ki, 1930’ların kadını, bunları ayakkabı, şapka, yaka ve kemerlerinde aksesuar olarak kullandı. Kolsuz elbise ve tuvaletlerde uzun eldivenlerin kullanılması, süs taşlı, geometrik stilde yapılmış göz alıcı bilezikleri gündeme getirdi. Omuza veya şapka ve kemere iliştirilen küçük broşların en yaygın malzemesi oniks veya dairesel kesilmiş kristal ile küçük elmas taşlardı. Aynı dönemde, ortası, kaboşon taşlı, çoğu kez çevresi küçük pırlantalı ya da bu yıllarda yaygınlaşan dikdörtgen baget elmas taşlı yüzükler moda oldu. Alyanslar genellikle çift olarak platin ve elmas taşlı yüzüklerle kullanıldı. Tabii bu çift görünümlü yüzüklere alternatif olarak Cartier’in 1924’te tasarladığı Trinity yüzükleri olarak ün yapan birbiri içine geçen kırmızı, sarı ve beyaz altından yapılmış halkaları da unutmamak gerekiyor.

Art Nouveau ve Art&Crafts dönemlerinin tasarımcıları, kişiler ve şirketler üzerinde etkili olmuşlardı; fakat Art Deco dönemi, yüzyılın tasarımını etkiledi. Art Deco takı tasarımı örneklerinin çoğu imzasız ve kültürel orijinleri de belirsizdi. Tanınmış ve iyice yaygınlaşmış Art Deco stili kolyeler, bakalit ve krom gibi madenlerden yapıldılar ve New Jersey, Çekoslavakya gibi birbirinden farklı ve uzak bölgelerde üretildiler .

Trend belirleyiciler arasında Coco Chanel, Elsa Schiaparelli, Jene Dunand, çağın adına uygun olarak makine parçalarına benzeyen modern estetiğe sahip takıların tasarımcısı Jean Després ve dönemin doğadan ilham alan cam sanatçısı René Lalique sayılabilir.

  • Print
  • Digg
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Yahoo! Buzz
  • Twitter
  • Google Bookmarks
This entry was posted in Takı tarihi. Bookmark the permalink.

Comments are closed.